Mircan 

 

 INSULA 

Müzikte derinlik, sonsuzluk, sınırsızlık...

Mircan Kaya denince öne çıkan temel özellikler bunlar. İlk albümü Bizim

Ninniler'i takiben ortaya çıkardığı tüm müzik çalışmalarında farklı dilleri, coğrafyaları, kültürleri insana dair tüm duygularla harmanlayıp yarattığı

müzikle, derin derin kendi ruhunun müziğinin izini sürmekten hiç

vazgeçmedi. Dünya'nın önde gelen müzik otoritelerinden her çalışması için övgü dolu yorumlar aldı.

INSULA albümü, Mircan Kaya'nın son albümü Minor'den sonra dört yıl süren

bir mayalanma sonucunda ortaya çıktı. Olgun, acelesiz ancak kararlı bir şekilde yol alan çalışmaya yine farklı ülkelerden müzisyenler katıldı. Bunlar arasında, Hollanda'dan ünlü klarinet ustası Maarten Ornstein, İngiltere'den piyanist Alcyona Mick, çellist Ivan Hussey, yine Hollanda'da yaşayan udi Mehmet Polat ve ülkemizden gitarist Cenk Erdoğan, gitar ve vokallerde Merih Aşkın, keyboardda Ceyda Pirali perküsyonda ise Gürkan Ozkan bulunuyor.

 

 

Albüm, müzikte yalınlık, derinlik, sonsuzluk, organik akustik müzikal yapı sevenler için yine filmsel, cazımsı ve zaman zaman emprovize bir sound barındırıyor. Bu Mircan Kaya'nın hemen her albümünde öne çıkan ve film yönetmenlerine de cazip gelen bir özellik.

On eserden oluşan albüm, Maarten Ornstein'ın klarinetleri ve Mircan'ın büyüleyici vokaliyle icra edilen bir Yunanca parça ile açılıyor. Ardından, Mircan Kaya'nın kızı SKAIA ile düet olarak icra ettiği Durme adlı Sefarad ninnisinde Cenk Erdoğan'ın gitarı, Mehmed Polat'ın uduyla buluşuyor. Durme bir Azeri aşk şarkısına uzanıyor ve Merih Aşkın'ın gitarları eşliğinde Mircan'dan “Ay Işığında” eserinin farklı bir icrasını dinliyoruz. Sakin Ermeni ninnisi Oror'un Maarten Ornstein'ın klarinetleri ve Mehmet Polat'ın udu ile icrasından sonra, Ermeni halk dansı parçası Mombar bir dalga gibi geliyor. Intermission, bir bağlaç gibi, adeta nefes aldırmak için konmuş albüme: Antik Japon deyişlerini klarinetlerin üzerine İngilizce olarak okuyor Mircan. Bir anadolu ninnisi biraz cazımsı, emprovize ve “ambient” bir tavırla icra edildikten sonra, Insula parçasında Mircan kendi sözleriyle “hepimizin kalbi kırık” diyor. SKAIA 'nın boşluğa okuduğu Japonca ninni perküsyonların tekinsiz vuruşlarına

devrolunup adeta uzun bir bilinç yolculuğuna çıkarıyor dinleyiciyi. Bu tekinsizlik Tibet'te bir defin ritüeli olan “Sky Burial”ın (Gökyüzüne Defin) Mehmet Polat'ın ud , Maarten Ornstein'ın klarinetleri ve Ceyda Pirali'nin piyano tuşları arasından yükselen Mircan'ın vokalleriyle doruğa çıkıp, son nefesin bedenden çıkışını temsil eden Mircan'ın nefesiyle duruluyor. Bu derin yolculuk albümde “Under the Moonlight” adı ile iki kez yer alan Ay Işığında adlı Azeri aşk parçasının enstrümantal versiyonu ile tamamlanıyor ve Mircan aşk'ın imkansızlığının hüznünü yansıtırken bir taraftan da aşkın yaşamın temeli oluşuna inancını müzikle teyit ediyor.

Dünya'nın en saygın vakıflarından biri olan Smithsonian Institution'ın yöneticilerinden Atesh Sonneborn albüm için şöyle bir yorum yapmış:

"Mircan Kaya, mühendislik mesleğinin kendisine verdiği özgürlükle ve

bütünlüklü bir yaratıcı vizyonla kendi müziğinin izini sürüyor. Hem acı hem de sevinçten gelerek kulaklarımıza ulaşan, her zaman gerçek, derin ve engin bir nehir oluşturan sesi, düşsellik ve pervasızlığın sınırları arasında gidip geliyor.

INSULA, bu nehrin en derin noktası olabilir

- Atesh Sonneborn, Smithsonian

Instutition, USA