Ah Ödülüm Vah Ödülüm!

Ne zaman Kar Beyaz filmine yapmış olduğum müzikle almış olduğum ve sonra ağzımdan burnumdan getirilen Altın Portakal ödülü ile ilgili bir şey yazsam, cevap beni dava eden Uğur Işık'tan değil kankası Murat Bardakçı veya Bardakçı'nın yardakçılarından geliyor. Yokmuş veya olmamış gibi davranayım istiyorum ancak üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına, ağlaya zırlaya, mahkeme kapılarına dayanarak, bazı gazeteleri, o gazetelerin köşelerini hasbelkader tutmuş düzen yıldızlarını kullanarak, hak etmedikleri haram bir parayı çirkin yollarla almış olmalarına rağmen hala, bu meselenin üzerine yazı yazıyor olmaları bana şunları düşündürüyor: Hımm, Ben çok önemliyim galiba. Bu adamların başka işleri yok veya kendilerine reklam sağlayacak başka kaynakları yok ki hala benim üzerimden nemalanmaya çalışıyorlar. Maço hırslarını yeterince tatmin edemediler her halde.

Bugün "google.alert" bana bir mesaj gönderdi (Ne zaman hakkımda bir yerde haber çıksa bana mesaj gönderiyor. Böyle ayarlar var) Bu kez bir gazete haberiydi. Yine Habertürk Gazetesi. Başlık atmış: Altın Portakal Ödülü 7 Yıl Sonra El Değiştirdi. Bir süre önce Facebook sayfamda " Bir Ödülün Trajikomik Öyküsü" başlıklı bir yazı yazmıştım. Orada, filmin müziğinde birlikte çalıştığım ve ödül aldıktan sonra beni dava eden Uğur Işık'ın bütün derdinin para olduğunu dile getirmiştim.Çünkü kendisi ile kurulmaya çalışılan iyi niyetli diyaloğa asla girmek istememiş,basın yayın kanallarını, bağlantılarını kullanarak çirkin yollara başvurarak meseleyi para meseleri haline getirmişti. Bugünkü gazete yazısı için adeta buna bir cevap verirmişcesine bir kurgu yapılmış. Bu sefer yazıyı doğrudan Murat Bardakçı kaleme almamış. "Eh artık kanka olduğumuzu bu kadar da belli etmeyelim, bu sefer başka türlü yazalım" diye düşündüler her halde. Bazı bilgiler verdikten sonra, demişler ki, efendim Mircan Kaya'dan ve yapımcıdan aldıkları parayı evlerindeki ve mahallelerindeki kediler için kullanmışlarmış. Evlerinde bilmem kaç kedi, mahallelerinde ise bilmem kaç yüz kedi varmış.

Yazıyı okuyunca önce üzüldüm. Başımı ellerimin arasına alıp bir süre düşündüm. Ama hemen geçti. Bir zamandır böyleyim. Kolay kolay beni alt edemiyor hiç bir şey. Başarı kıskançlık, çekememezlik getirir. Hayatın o değişmez polarite, dualite kuralı gereği, mutlak bir sevinç yaşamak mümkün değil. Her sevincin, her başarının ucunda bekleyen şeytani gözler var. Hayatımın her alanında yaşadım zaman zaman.Öyleyse yapılacak tek şey bütün bunların üzerinde düşünebilmek.Yine de, ben derhal düşüncelerimi yazmak istiyorum. İnsanları aptal yerine koyan bu sistem nemacılarına cevaplarmı yazmak istiyorum.

Bana bak ey gazeteci veya gazeteci bozuntusu! Bu para haram bir paradır. Haram ediyorum. Başkalarının emeği üzerinden, hak etmedikleri haram bir parayı almış olmanın suçluluk duygusunu hafifletmek için zavallı kedileri kullanıp kendilerini aklamaya çalışmasınlar! Senin kedilerin varsa, benim de kedilerim var. Daha da önemlisi çocuklarım var!

Bu filmin ne kadar düşük bütçesi olduğunu, ne özverilerle çekildiğini aklına getirdin mi hiç!

Ayrıca bilin: Başka bir proje için yaptığı ancak kabul edilmemiş müziklerinin çello kayıtlarını vermekten başka hiç bir şey yapmamıştır. Bu gerçeği hiç bir şey değiştiremez. Aritmetik hesapla onun çello çaldığı kısımların yüzde altmış kadar olduğunu hesaplamak da bu gerçeği değiştirmez çünkü o yüzde altmışa karar veren de bendim. Nereye ne müzik konacağına karar veren bendim. Emeğim kendisine haramdır !

Benim adımı, bu kirli, çirkin ruhlu insanların adlarıyla birlikte anmayın. Alın bütün ödüller sizin osun! Ama benim adımı içlerine şeytan girmiş insanlara yem etmeyin. Adım size haramdır!

Istemiyorum böyle ödüller!

NOT: Aşağıda bulunan Kar Beyaz Film fragmanındaki müziği Bristol'de Lİmbo grubu ile kaydettim. Bu parçanın sözleri bana aittir. Gitarı John Wygens, çelloyu ise Bethany Porter çalıyor. Bu parçanın Uğur Işıkla hiç bir alakası yoktur. Bu eser, tüm meslek odaları ve Kültür Bakanlığı'nda adıma kayıtlı ve tescillidir.

Featured Posts
Recent Posts
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic

WHAT PEOPLE SAY

“Mircan Kaya is freed by her day job as an engineer to pursue her music with a singular vision. Her voice ranges from etheral to dutsy, through pain and joy, always true to some deep and wise river of sound that flows through her to our ears. INSULA may be the deepest yet.” 

 

Atesh Sonneborne, Smithsonian Institution